"Dünya ise; bütün şa'şaasıyla ahirete nispeten bir zindan hükmündedir.." BEDİÜZZAMAN

28 Nisan 2011 Perşembe

FEDAKARLIK

İstanbul gibi sosyal imkanları sonsuz olan bir şehirden küçük bir yere gelince insan bu konuda çok boşluk hissediyor.. En yakın sinema, tiyatronun 1-1,5 saat mesafe uzaklıkta olması sizi ister istemez birşeylerden alıkoyuyor. Evlendiğimden beri -gerçi sinemada pek yaşamadım merak ettiğim filmleri hep gidip gördüm ama- tiyatro açısnıdan epey bir boşluk yaşadım. 2 gün önce ilçemize gelen "Dünya Sahnesi" ekibi oyunculuklarıyla ve oyunlarıyla gerçekten uzuun zamandır hissedemediğim duyguları bana hissettirdi. Her ne kadar salonun fiziki şartları normal tiyatro salonları gibi olmasa da "buna şükür" deyip izledik oyunu bir solukta.. Konusunu siteden aldığım        -afişin üzerinde de yazan- alıntıyla aktarmak istiyorum. Fırsat bulanların mutlaka izlemesini tavsiye ediyorum..

Fedakârlık, bir yurtta görev yapan müdür ve yardımcısının başından geçen olayların anlatıldığı, gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış tiyatro eseridir. Oyunun içeriği adına fikir vermesi açısından iki repliği sunmak isteriz;
      “Köy yerinde yaşayıp lise okumak herkesin harcı değil. Hali vakti yerinde olanlar çocuklarını şehre gönderip kurtarıyor. Ben bunların hiçbirini yapamam. Oğluma sahip çıkmalısınız. Al yurda kardeşim şu masumu, kurtar onu! Allah hakkı için, Peygamber hakkı için al!..”
       “Öğrenciler ekmek bekliyor. Neydi bizim kararımız? Işığı yanan ilk evin kapısını çalıp derdimizi anlatacağız. Hem sonunu takdir edecek biz değiliz. Mademki zorluk bu kadar müthiş, mademki Hak yol üzereyiz, o halde durmayacağız. Çıkaracağız Yusuf’ları kuyudan…” 

        “GEL YUSUF'UM GEL… KUYUDAN ÇIKMA VAKTİ…”



3 Nisan 2011 Pazar

MAKLUBE

Maklube yapmak aynı zamanda birçok anıyı tekrar gözümün önünden geçirmek benim için.. Kardeş muhabbeti yaşadığım canım arkadaşlarımla, dostlarımla aynı sofranın etrafında oturduğum o güzel üniversite yıllarını.. Aynı sofranın etrafında toplanmış herbiri farklı yerlerden ama aynı dili konuşan o güzel insanlarla bir arada olmak.... Ne güzel yıllardı.. Çok özlüyorum... Her birini ayrı seviyorum.. Allah aramızdaki sevgiyi, kardeşliği daim etsin..


Maklubeye dönecek olursam gerçekten enfes bir lezzet.. Pilavının, etin ve sebzelerin enfes tadıyla piştiği, her yememde tadı damağımda kalan şahane bir yemek.. Sanırım kökeni Arap ülkeleriymiş..  Ama tadını sevmeyecek birinin olabileceğini düşünmüyorum.. (Çok mu iddialı oldu ne? :):)...)
Sıra geldi maklubenin yapımına:
-Öncelikle bu yemek tavuklu veya kırmızı etli yapılabilir. Hangisiyle yapmak istiyorsanız etinizi güzelce haşlayıp sonra da yağda kavurmalısınız..
-Sebzelelerini de kızartıyoruz. Ben sadece havuç ve patates kullandım. Ama patlıcanda çok yakışıyor bana göre.. Eşim sevmediği için ben patlıcan koymuyorum..
-Eğer seviyorsanız biraz da haşlanmış bezelye ilave edebilirsiniz..
-Tüm malzemeler pişerken bir kenarda da tuzlu ve sıcak suda pirinci bekletiyoruz.
-Sonra tencerenin dibine ince ve halka halka kestiğimiz soğanları döşüyoruz. Soğanlar etin tencereye yapışmasını engellemek için..
-Soğanları koyduktan sonra ilk olarak etimizi güzelce yayıyoruz.. Sonra da istediğimiz sırayla sebzeleri diziyoruz.. (Bezelye koyacaksanız bunu en üste koymanızı tavsiye ederim çünkü bezelye altlarda olursa pilavı dündürürken kaydırabilir.)
-Sebzelerin dizimi bitikten sonra tuzlu suda beklettiğimiz pirinci de üzerine yayıyoruz ve elimizle güzelce bastırıyoruz. Sıkı sıkı dizmezseniz suyunu koyunca sebzeler havaya kalkabilir..
-Tüm malzemeler dizildiğinde tencerenin en fazla yarısını biraz geçmiş olmalı.. Pirincin üzerini 2-3 parmak geçecek kadar su koyuyor ve orta ateşte pişmeye bırakıyoruz..
-Diğer yandan salatamızı hazırlıyoruz ve yoğurdumuzu güzelce çırpıyoruz.
-Pİlavın suyunu tamamen çektiğini anlayınca altını söndürüp 10 dakika dinlenmeye bırakıyoruz.
-Daha sonra tencereyi bir tepsiye çeviriyoruz. Tencereyi daha kaldırmadan kenarlarına bir salata bir yoğurt gelecek şekilde süslüyoruz.( Tencereyi kaldırınca sapına denk gelen yerleri düzeltiyoruz;)... )
-Bu enfess görüntüyü fazla izleme şansımız olmuyor.. Hemeen afiyetle yiyoruz..
NOT1: Yemeğin tuzsuz olmaması için sebzeleri dizerken üzerlerine biraz tuz ilave etmek gerekiyor.
NOT2: Suyunu koyunca çok hafif bir yukarı çıkma olabiliyor sebzelerde.. Endişeye gerek yok.. Şekil bozulmuyor..
Herkese sevgiler..